Belek, Antalya’nın Serik ilçesine bağlı, ortalama nüfusu 6.640 kişi olan bir mahalledir. 12 Kasım 2012 tarihinde TBMM’de kabul edilen 6360 sayılı kanun ile mahalle olmasına rağmen, Antalya’da en çok tercih edilen turizm merkezlerinden biridir. Modern otelleri, çok çeşitli alışveriş imkânları, lezzetli restoranları ve dünya standartlarındaki golf tesisleri ile ve ayrıca doğa ile sporu, tarih ile tatili bir arada sunan Antalya’nın eşsiz tatil bölgelerindendir.

Antalya’ya 40 km uzaklıktaki Belek’e ulaşım oldukça kolaydır. Antalya-Alanya (D400 karayolu) karayolu üzerinde 2 tane Belek kavşağı bulunmaktadır. Antalya tarafından ulaşım için Sillyon kavşağı, Alanya tarafından ulaşım için Serik otogar kavşağı kullanılır.

Belek denilince akla gelenler; alabildiğine uzun bir kumsal, masmavi deniz, sıcak kum, kapsamlı lüks otel ve tesisler, güneş ve golf turizmidir. Tarihi ve turistik açıdan büyük önem taşıyan antik kentler ve tarihi eserlerin olduğu çevre ilçelere de yakın olan Belek, her yıl birçok yerli ve yabancı turist ağırlayan ülkemizin en seçkin tatil beldelerindendir.

Belek; Kadriye ve Belek adlı iki küçük köyden oluşmaktadır. Kıyıdan yaklaşık 1 km içeride, İki köyü birbirine bağlayan 8 km’lik bir yol bulunmaktadır. Kadriye; düz kıyı ovaları destekleyen, ziraat ve tarım alanları üzerinde kurulu bir köy olup, kafe ve restoranlar bölgesine ulaşım için 5 geçit noktasına sahiptir. Köyün merkezinde; salı pazarının kurulduğu alan ve bu alanda saat kulesi bulunmaktadır. Belek ise; 8 km sahili ile doğuya doğru uzanan, Kadriye’den daha büyük konuma sahiptir. Belek merkezinde; çok çeşitli mağazalar, bir tiyatro, el yapımı bir şelale ve yörenin ilk camisi bulunmaktadır.

Yüz üzeri 4 ve 5 yıldızlı otelleri ve farklı konseptlerdeki konaklama seçenekleriyle Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden birisi ve aynı zamanda golf turizmi merkezidir. Birçok futbol sahası ve tenis kortu ile; deniz, doğa ve sporu bir arada sunan Belek, futbol takımlarının kamp yapmak için öncelikli tercih ettiği bölgelerdendir.

En iyi korunmuş antik tiyatro olan Aspendos ve tarihi M.Ö. 12. yy’a dayanan Perge antik kenti bu bölgede yer almaktadır. Perge’den alınan heykel ve eserler Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu eserlerin yakınında, jeolojik noktalar olan Manavgat Şelalesi ve Köprülü Kanyon bulunmaktadır. 100 çeşit kuşun bulunduğu Kurşunlu Şelalesi de Belek bölgesindedir.

Tarihi M.Ö. 4. yüzyıla kadar dayanana bölge antik çağda Helenistik ve Roma egemenliği altında kalmış, daha sonra Selçuklular tarafından kontrol edilmiştir. Belek aynı zamanda Bizans etkisi, heykeli ve mimarisine sahiptir. M.Ö. 133 yılında Kral II. Attalos’un toprakları Romalılar’a teslim etmesinden sonra, şehirde Roma etkisi görülmeye başlanmıştır. Bölgede Romalılar tarafından stadyumlar, spor salonları ve tiyatrolar inşa edilmiştir.

BELEK'TE GEZİLECEK YERLER

Belek çevresinde, tarihi ve doğal birçok çok gezilecek yer bulunmaktadır. Antik çağlardan kalan Aspendos Tiyatrosu, Perge antik kenti, Dinler bahçesi başlıca gezilecek tarihi ve kültürel yerlerdir. Yakınında bulunan sayısız doğa harikalarından olan Manavgat Şelalesi, Kurşunlu Şelalesi, Düden Şelalesi ve Köprülü Kanyon da mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır.

Aspendos Tiyatrosu

Antalya-Alanya karayolunun 44.km’sinde kuzey yönüne dönen ilk yolun 2.km’sinde yer alan Aspendos Tiyatrosu, hem Anadolu’nun hem de Akdeniz bölgesinin in en iyi korunan antik tiyatrosudur. M.Ö. 2.yy’da Romalılar tarafından, Yunan mimari geleneğine uygun olarak inşa edilen Aspendos’un bulunduğu şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden olan Köprüçay (antik Eurymedon) yakınlarındaki tepede bulunan düzlükte kurulmuştur. Görkemli yapının hala yansıttığı muhteşem ses akustiği, o dönemdeki teknolojinin mükemmelliğini  göstermektedir. Günümüzde tiyatroya, ön cepheye daha sonra yapılan kapıdan girilmektedir. Ana girişler, sahne binasının iki ucundaki tonozlu paradoslardan yapılmaktadır.

Yığma taştan yapılan iki katlı sahne binası, Tiyatronun en dikkat çeken bölümüdür. Alt katta, sanatçıların sahneye çıktığı beş kapı bulunmaktadır. Orta kısımda, “porta regia” denilen büyük kapı ve bu kapının iki yanında da “porta hospitales” denilen iki küçük kapı vardır. Orkestra hizasındaki küçük kapılar ise, vahşi hayvanların saklı tutulduğu bölümlere açılan uzun koridorlara aittir. Sütunlu üst kattın ortasındaki pedimentte; şarap tanrısı, tiyatroların kurucusu ve koruyucusu olan Dionysos’un kabartması heykeli bulunmaktadır. Sahne binası cephesinin bazı bölümlerindeki beyaz sıvanın üzerindeki kırmızı zikzak motifler, Selçuklu dönemine aittir. Sahne binasının üst kısmı oldukça süslü ahşap bir çatı ile kapatılmıştır.

Güney Parados’taki bir yazıtta, tiyatronun İmparator Marcus Aurelius (M.S. 161-180) döneminde Aspendos’lu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazmaktadır. Şehrin diğer önemli kalıntıları; tiyatronun arkasında, Acropolis’in yukarısında yer almaktadır. Tiyatronun yanından başlayan bir patika ile ulaşılan Acropolis’te karşımıza çıkan ilk yapı bazilikadır. Bazilikanın güneyinde; şehirdeki ticari, sosyal ve politik faaliyetlerin merkezi olan üç yanı evlerle çevrili Agora bulunmaktadır. Batıya doğru gidildiğinde; Stoa’nın (gezinti caddesi) arkasında, hepsi aynı sırada ve aynı büyüklükte olan 12 adet dükkân ortaya çıkar. Agora’nın kuzeyinde, bugün sadece ön duvarı ayakta duran Nymphaeum ve onun arkasında da sıradışı plana sahip ve konsey üyelerinin toplandığı bir Bouleterion (konsey odası) veya Odeon (müzik konserleri verilen ve tiyatro oyunları oynanan) olarak kullanılan bir bina bulunmaktadır.
Aspendos’un diğer bir önemli kalıntısı olan ve kuzeydeki dağlardan şehre su getiren 1 km uzunluğundaki su kemerleri dizisi, olağanüstü bir mühendislik ile yapılmış olup eski çağlardan günümüze kadar taşınan nadir örneklerdendir. 15 bin kişi kapasiteli Aspendos Antik Tiyatrosu, yıllardır birçok konsere ve festivale ev sahipliği yapmaktadır.

Perge

Antalya’nın 18 km doğusunda ve Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan, M.Ö. 7. yüzyılda kurulan Perge antik kenti, Kilikya – Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamfilya şehridir ve bir zamanlar Pamfilya Bölgesi’nin başkenti de olmuştur. Şehrin kuruluşu diğer Pamfilya şehirleriyle aynı döneme rastlamaktadır. Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge, o dönemde Hristiyanlar için önemli bir şehir olmuştur. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Perge`ye gelmiştir, Magna Plancia gibi bazı zengin kişiler de Perge`ye önemli anıtlar kazandırmıştır.

Şehirdeki Akropolis’in Tunç çağında kurulduğu düşünülmektedir. Kent; Helenistik dönem boyunca en zengin ve güzel şehirler arasında yer almaktadır ve Yunan matematikçi Pergeli Apollonius’un da memleketidir.

Perge antik kenti; geç klasik, Helenistik ve ağırlıklı olarak Roma İmparatorluğu dönemlerinin şehir planlamacılığını yansıtmaktadır. Aşağı kentin kuzey-güney eksenini oluşturan sütunlu cadde, çok iyi korunmuş ve dönemin mimari üslubunu en iyi yansıtan örneklerden birisidir. Sütunlu caddenin ortasından cadde boyunca geçen su kanalı, dört adet anıtsal çeşme ve iki adet büyük hamam ile beraber, sıcak Pamphylia ovasında kurulu olan Perge’ye “su kenti” özelliği kazandırmıştır. Helenistik dönemde inşa edilen, Roma İmparatorluğu dönemi ve geç antik dönemde tadilat yapılan savunma sistemi Perge şehrini simgeleyen diğer bir özelliktir. Aşağı kentin etrafındaki sur duvarı, kuleler, bastionlar ve kapılar, günümüze kadar büyük kısmı ile ayakta kalan yapılardır. Akropolis surları nedeniyle, antik çağdaki askeri mimari için en önemli bilgi kaynağı kabul edilen Perge, tüm bu özellikleriyle UNESCO Dünya-Miras Listesi için önerilmiştir.

İlk kazıları; İstanbul Üniversitesi tarafından 1946 yılında başlatılan Perge antik kentinde bulunan önemli kalıntılar:

Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana bölümden oluşan tiyatro 12 bin kişi kapasitelidir. Alt tarafta 19 adet, üst tarafta 23 adet oturma sırası vardır.
Stadion: 34×34 m ebatında olup, tonozlar üzerinde 13 adet oturma sırası vardır. Doğu ve batı tarafta 30’ar, kuzeyde ise 10 tonoz bulunmaktadır. Her üç tonozdan birisi Stadion’a giriş, diğer ikisi ise dükkan olarak kullanılmıştır.
Agora: Şehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır. Meydanın ortasında bulunan ve 13,5 m çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76 m ebatındadır.
Sütunlu Cadde: Ortasında bulunan 2 m genişliğindeki su kanalı caddeyi ikiye ayırır.

Perge’deki diğer yapılar; Nekropol, surlar, Gymnasium, hamam, anıtsal çeşme ve kapılardır. Kazılardan çıkarılan kalıntıların büyük kısmı Antalya Müzesinde sergilenmektedir.

Kurşunlu Şelalesi

Akdeniz Bölgesi’nde Antalya ilinde bulunan Kurşunlu Şelalesi; Antalya şehir merkezine 22 km mesafededir ve Antalya-Aksu karayolundaki Soğucaksu Köprüsü’nden kuzey istikametine dönen 8 km’lik yol üzerindedir. Özel araç ile şehir merkezinden yaklaşık 35 dakikada ulaşılabileceği gibi toplu taşıma araçlarıyla da ulaşım sağlanmaktadır.

Antalya’nın doğal güzelliklerinden ve en çok görülmeye değer yerlerinden birisi olan Kurşunlu Şelalesi, 2 km uzunluğunda bir kanyonun içinde yer almaktadır ve harika doğasıyla büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. İçerisinde bulunan küçük şelaleler, 7 adet göleti birbirine bağlamaktadır. Şelalede suyun döküldüğü yükseklik 18 metredir. Yerli ve yabancı turistler tarafından oldukça ilgi görmektedir. Şelale; 1986 yılında bulunduğu alana park yapılarak ziyarete açılmıştır. Parkın içinde piknik alanları, manzara seyir terasları, çocuk parkı, yürüyüş parkurları, restoranlar, otopark ve içme suyu bulunmaktadır.

Kurşunlu Şelalesi’nin bulunduğu doğal çevrede; estetik orman dokusu, zengin bitki çeşitliliği, ilginç su ve kaya yapıları eşine az rastlanır doğal güzellik alanı oluşturmaktadır. Bu nedenle, 1991 yılında bölgenin 586 hektarlık bölümü tabiat parkı statüsüne alınmıştır.

Bölgede bulunan ormanlık alanda bulunan ağaç türleri arasında hâkim olan tür kızılçamdır. Kızılçamın yanı sıra incir, harnup, yabani zeytin, defne, doğu çınarı, sakız ağacı ve söğüt de yer almaktadır. Alıç, zakkum, böğürtlen, ılgın, kekik, yabani nane, eğrelti ve sarmaşık gibi bitkilerin de varlık gösterdiği bölgedeki sulak alanlarda da su nanesi, nilüfer ve topalak gibi bitkiler de görülebilmektedir. Tabiat Parkı’nın hayvan varlığını oluşturan canlılar arasında da tavşan, sincap, yaban domuzu, tilki, yarasa, ibibik, sazan, üveyik, ağaçkakan ve daha birçok tür sayılabilir.

Şelalenin en uygun ziyaret mevsimi Nisan – Aralık ayları arasıdır. Piknik ve yürüyüş yapmak için ideal bir ortam olan Tabiat Parkı, restoran ve hediyelik eşya mağazalarıyla da hizmet vermektedir.

Kurşunlu Şelalesi’nin doğal güzelliklerinin korunabilmesi için, Tabiat Parkı içerisinde herhangi bir konaklama tesisi inşa edilmemiştir. Konaklama için en yakın yerler, Belek ve Antalya şehir merkezinde bulunmaktadır. Şelalesi’ye 20 km uzaklıkta yer alan Belek’te bulunan sahil şeridi, plaj, ormanlık alan ve golf sahaları, alışveriş merkezleri alternatif turizm alanıdır.

Dönemin köylüleri tarafından kurulan ve tahıl öğütmek için kullanılan 200 yıllık değirmen, yapıldığı zamandan beri hala çalışan tarihi bir eserdir. Lübnan sediri ise ilginç özellikleri nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir ağaç türüdür. Türkiye’de uzun ömürlü ağaçlar arasında yer alan çınar, meşe ve ardıç gibi oldukça uzun ömürlü olan Lübnan sediri, 1000 yıldan fazla yaşayabilmektedir. Lübnan bayrağına konu olmuş olan bu sedir, çoğunlukla tropikal iklimlerde yetişen bir türdür.

Manavgat Şelalesi

Akdeniz Bölgesi’nin batısında bulunan Antalya ilinin Manavgat ilçesindeki Manavgat Çayı üzerinde yer alan Manavgat Şelalesi; Antalya’ya 76 km, Side’ye 8 km, Alanya’ya 62 km uzaklıktadır.

Türkiye’nin farklı yerlerinden Manavgat ilçesine şehirlerarası otobüs seferleri bulunmaktadır. Manavgat’tan toplu taşıma araçları ile Manavgat Şelalesi’ne ulaşım sağlanmaktadır. Manavgat merkezden özel araç ile yaklaşık 15 dakikada Manavgat Şelalesi’ne varılmaktadır. Manavgat’a en yakın havalimanları;  70 km mesafedeki Antalya Havalimanı ve 104 km mesafedeki Alanya Gazipaşa Havalimanı’dır. İstanbul’dan özel araç ile İstanbul-Bilecik-Kütahya-Afyon-Burdur-Antalya-Manavgat yol güzergâhı ile Manavgat’a ulaşım sağlanır. İstanbul – Manavgat arası 800 kilometredir. Ankara’dan ise özel araçla, Ankara-Konya-Akseki-Manavgat yol güzergâhı ile ulaşım sağlanır. Ankara – Manavgat arası 620 kilometredir.

Türkiye’nin en ünlü şelalelerinden birisi olan Manavgat Şelalesi, kış mevsiminde yüksek debi nedeniyle şelale özelliğini kaybederek yoğun akan bir ırmağa dönüşmekte, bahar aylarında normal akışına dönmektedir. Mayıs ayında 5 m yükseklikten düşmeye başlayan şelale, çok geniş bir alana yayılmaktadır. Şelalenin bulunduğu Manavgat çayı, antik dönemde “Melas” adı ile anılmıştır. Çayın kaynağı; Batı Toroslar’ın Seydişehir ve Beyşehir gölleri arasında kalan, 2.130 m yükseklikteki Şeytan Dağı’nın yamaçlarından çıkmaktadır. Kanyonlardan geçerek bir mağara içinden çıkan Dumanlı kaynağı ile birleşen çay, bu noktadan itibaren gerçek gücünü kavuşmaktadır. Manavgat Çayı’nın üzerinde bulunan Oymapınar ve Manavgat barajları, şelalenin etkisini kaybetmesine neden  olmadan şelaleyi beslemeye devam etmektedir.

Manavgat Çayı yakınlarında bulunan su kemerleri, yüzyıllar boyunca insanların ihtiyaçlarını karşıladığının kanıtı niteliğindedir. Pamphylia kentleri, Seleukia ve Side’ye yüzyıllarca su taşımış olan Manavgat Şelalesi, günümüzde kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkânları ile turizmin açısından da oldukça canlı bir bölgedir.

Manavgat Şelalesi, eşsiz doğa manzarası, ambiansı ve rahatlatıcı doğal atmosfer ile yıl boyunca yaklaşık 1 milyon ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Benzersiz güzellikteki doğa içinde piknik ve kamp yapma imkânı bulunmaktadır. Şelalenin iki yakasına da giriş yapılmakta olup, sadece bir tarafında kafe, restoranlar mevcuttur. Manavgat Şelalesi’nde rafting, çevresinde de jeep safari yapılabilmektedir. Şelale çevresinde, pansiyondan otele geniş yelpazede birçok konaklama seçeneği mevcuttur.

Düden Şelalesi

Antalya şehir merkezine yaklaşık 15 km mesafede bulunan ve Antalya’nın sembolü olan Düden Şelalesi, enfes güzelliği ile yerli ve yabancı birçok ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Kaynağını Kepez Hidroelektrik Santrali’nden alan şelale, Düdenbaşı denilen noktada yeryüzüne çıkmaktadır, Aşağı ve Yukarı Düden olmak üzere iki noktadan Akdeniz’e dökülmektedir. Şehir merkezine 8 km uzaklıktaki Lara bölgesinde bulunan, yaklaşık 40 m yükseklikteki falezlerden dökülen Aşağı Düden (Karpuzkaldıran) Şelalesi’nin çok yakınında Karpuzkaldıran Askeri Tesisleri ve Gençlik Parkı bulunmaktadır. Arkasında bir mağaranın da bulunduğu şelale, mağaranın içinden izlenebilmekte ve oldukça güzel bir manzara sunmaktadır.

Varsak’a 1 km uzaklıktaki şelalenin diğer kolu olan Yukarı Düden (İskender) Şelalesi; cenneti andıran atmosferi, doğal varlıkları ve suyun rahatlatıcı etkisiyle ziyaret edenlere keyifli anlar yaşatmaktadır. Yaz mevsiminde bunaltıcı sıcaklardan uzakta, gizli bir cennet köşesi Düden Şelalesi, dinlenmek ve doğanın tadını çıkarmak için eşsiz yerlerden birisidir. Antalya’nın doğusunda bulunan Likya ve Kilikya’nın arasında yer alan Pamfilya’yı fetheden Büyük İskender’in M.Ö. 334 ile 333 yıllarında, İskender Şelalesi olarak da anılan Yukarı Düden’de atlarını sulattığı söylenmektedir. Devlet Su İşleri’nin girişimiyle 1970 ile 1972 yılları arasında, bölge piknik ve mesire alanı olarak düzenlenmiştir.  Çevredeki restoran, kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkânları da ziyaretçilere hizmet sunmaktadır.

Kepez Belediyesi içinde yer alan ve Varsak’a 1 km mesafedeki Düden Şelalesi’ne özel araç veya toplu taşıma araçları ile ulaşım sağlanmaktadır. Özel araç ile Varsak yolu takip edilerek 25 dakikada şelaleye ulaşılır. Ayrıca Antalya şehir merkezinden şelaleye belediye otobüsleriyle de ulaşım mümkündür. Düden Şelalesi girişinde taksi durağı da hizmet vermektedir.